Seviyorum… Sevmiyorum… Seviyorum… Sevmiyorum… (1)

birnamormanindapiknikyapankiz tarafından

Dün biraz depresif ruh hali içerisine girdiğimi farkedince bu durumda hep yaptığım şeyi yaptım; daha önce defalarca izlediğim filmlerden birini tekrar izledim.Ne kadar yenilikçi bir fikir değil mi? Bazen insan koltuğuna bir battaniye ve yastıkla kıvrılır ve bir parça çikolata yiyip bir fincan da kahve içip film izlerse bütün sorunlarından arınırmış gibi geliyor. Bende biraz işe yarıyor açıkçası 🙂 Yarıyor ki şu anda bunları yazıyorum.

Film izlemeye karar verdim ama neyi izleyecektim? Acaba beni kendime ne daha doğrusu kim getirebilirdi?  Tabi ki de Hugh Grant!! Aslında Edward Norton da olabilirdi ama sanırım o an aradığım romantik komedi gibi bir şeylerdi. Evet aktörlerin isim yapmış üniversitelerden mezunlarını seviyorum. 🙂

Aslında Hugh Grant iyi bir oyuncu ama iyice romantik komedi şeysi olup çıktı. Pehh…

Hugh Grant’i Drew Barrymore “Romantik komedi’nin kralı” olarak nitelendiriyorsa bu H. Grant’in sahip olduğu yavru köpek bakışlarındandır. 😀 Tamam iyi bir oyuncu bir çeşit karizması var ama romantik komedilerde diğer aktörlerden onu ayıran o yavru köpek bakışları. Bir insana ezik karakterler bu kadar mı yakışır? Aslında Dylan Moran da var ezik karakteri hoş gösteren. 🙂 Ama ondan başka bir postta bahsedeceğim. Zaten Grant ve Moran farklı kulvarların ezikleri. 🙂 Güya bu postun konusu Hugh Grant olacaktı şimdiden iki aktör bir aktris ismi andım. 🙂 Tabi Dylan Moran’ı anmış olma sebebim sadece ona ezik karakter yakışıyor diye değil. Dün izlediğim film Notting Hill’di ve orada filmin başında H.Grant’in kitapçısında kitap çalmaya çalışan adamı canlandırıyordu ve tabiki de ezikti. 🙂 Bu nedenle Dylan Moran sevgim depreşti onun için yakın zamanda bir adet Black Books postu yayınlayacağım. 🙂

Hugh Grant’e dönecek olursak kendisi 2009da Did You Hear About the Morgans? diye bir filmde yer almıştı ki ben filmi sevmemiştim tabi bunda Sarah Jessica Parker’ın etkisi tartışılmaz çünkü kendisini sevmiyorum. Böğğ… O saçma filmi bir kenara itersek genel olarak Grant’in filmlerini seviyorum ama hala izlemediğim bir kaç filminin mevcut olduğunu itiraf etmeliyim. Belki de aynı filmleri milyonlarca kez izlemektense izlemediğim filmleri izlemeliyim.

Bazı filmleri kadar izlemeyi abatmadığım sanırım 4 kez izlemiş olduğum Music and Lyrics var ki o tatli bir filmdi, sevmiştim. 🙂

Bunu buldum:

Ama şuna da bakmalı 🙂 Hatta bu bile bende çok tatlı nostaljik duguları uyandırıyor. 🙂 Filmi yine mi izlesem de 5 etse 😀

Tabi buraya link vermek için youtube’ı karıştırırken way back into love’ı söyleyen kimleri buldum bakınız:

Kyuhyun bebeğim seni seviyorum demek istiyorum. 🙂 Ama tabi bu postun konusu Hugh Grant olduğu için onu daha çok seviyorum kıskanmaca yok 🙂

Bir de Grant’in about a boy filmi de var ki onu da izleyiniz diyorum. 🙂

Grant bu yılın filmlerinden Cloud Atlas’ta yer alıyor, gösterime girsin de izleyelim ama o arada gidip kitabı alıp okusam iyi olacak. Bu ayın sonunda Amerika’da gösterime girecek olan film burada ne zaman girer bilmiyorum. Girer değil mi? Herhalde bu kadar isim yapmış insanın toplandığı ve isim yapmış ödüllü bir kitabın uyarlaması olan film girer herhalde. 🙂

Neyse efenim kendisini seviyor ve izliyoruz ve kaçıyoruz 🙂

Reklamlar