Bir Mim Varmış… Bir Mim Yokmuş… Hayalimde Bir Ev Varmış…

birnamormanindapiknikyapankiz tarafından

Şehirler arası yoldan, çocukluğumun belli belirsiz anılarından bildiriyorum… Çocukluğumu düşündüğümde niyeyse her şey çok bulanık ve uzak hatta başkasının anıları ya da başkasının gerçekliğiymiş gibi geliyor. Ya anılarıma sarılacak kadar yaşlanmadığımdan ya da hafızamla ilgili bilmediğim bir problemden kaynaklanıyor olsa gerek. Ben tahmin hakkımı ikinci seçenekten yana kullanacağım, daha dramatik olur böylesi. 🙂 Böyle hayalimdeki evi falan anlatırken biraz daha etkileyici olurmuşmuş da evi bana hediye ederlermişmiş. 🙂 Bu da fazla mı hayal oldu? Neyse havaya girdim bozmayalım. 😀

Egosantrikrapsody mim paslayacak birilerini arıyordu ben de ” Önümüz bayram, hayır hasenat yapayım, azıcık faydamıs dokunsun” dedim ve bu mim olayına dahil oldum. Kötü mü oldu, hayır iyi oldu. Çünkü bu ilk mimim. 🙂 Çocuklar gibi şen vaziyetteyim 🙂 Ancak bu mim şeysi elimde patlaycak gibi çünkü paslayacak kimseciklerim yok. 😥 Böyle masum kedi bakışlarıylanan diyorum ki “Bu ilk mimim” onun için kimseye pas etmiyorum 😀 Bunu baştan söyleyeyim de 🙂

Peki postun başında niye çocukluk anılarıma dalar gibi yaptım? Bu mimin konusuna göre hayalimdeki evi anlatmam gerekiyor. Hayalimdeki ev içinse temel kriterlerim anılarımda gizli. Yani balkondan bahsediyorum. 😀

İzmir’de balkon kültürü diye bir şey var. Hatta balkon kültürü denmez ona hayat kaynağı, can falan denir öyle bi’şiy. Kahvaltını yaparsın, yemeğini yersin, çayını kayfeni de içersin, muhabbetini edersin, yerde yuvarlana yuvarlana kitabını okursun, kucağında bilgisayarın filmini izlersin, arkadaşın geldi mi orada fısır fısır konuşursun, sokaktan geleni geçeni seyredersin, balkondan sarkan diğer komşularla çene çalarsın… 😀 Kısacası evin içinde yapılacak ne varsa hepsini balkonda yaparsın. 🙂 E peki ev niye var? Bilmiyorum sanırım balkon alana yanında ev veriyorlarmış. 🙂 Şimdilerde İstanbul’da kutu gibi balkon diye adlandırılan bir bölüm ile balkon hasreti çekmekteyiz. İşte bunun için kocaman balkonu olan yok yok kocaman terası olan bir çatı katı dairesi istiyorum. Ancak o paklar beni. 🙂

Böyle çiçekler böcekler olsun istiyorum o terasta ama çok da eşya olmasın, boğmasın beni. Just like heaven ın sonunda terasın halini hatırlıyor musunuz? Heh o terastan biraz daha farklı yani daha kullanışlı ama öyle düzenleme yapılmış yani. 🙂

Şimdi evin içine girebiliriz. İçi böyle bir sürü duvarla falan bölünmüş alan daralmış olmasın. Sıkıyor beni öyle yerler. Böyle çok güneşli olsun bir sürü camı olsun hatta bir penceresinin önünde kahvemi içip çikolatamı yerken kitap okuyabileceğim yükseltisi olan oturmalık bir yer istiyorum. Burası kış köşesi. Teras da yaz köşesi. 🙂

Duvarlar bembeyaz olsun. Akıl hastahanesi beyazından istiyorum. 🙂 Eşyalara gelirsek öyle pek eşyam olmasın böyle her taraf boş olsun evin içinde özgürce dolaşabileyim.

Üşenmeyip ikea katalogunu da açtım da istediğim bir iki parça eşyayı da göstereyim diye. 🙂 Evet ben de o ikea şeylerindenim. Oraya gittim mi bir mutlu bir mutlu oluyorum ki sormayın. O küçücük çakma ev şeylerine bayılıyorum. Dolapları açıyorum, mutfakta evcilik oynuyorum. İkea ilk açıldığında beni orasıyla tanıştıran babamın hatası bunlar. 🙂 Ne zaman ikeayı seviyorum diye düşünsem aklıma Fight Club geliyor. Ama o da ayrı bir konu. 🙂

Kanepeleri kedim mahveder diye deri seçmedim. 🙂 Aslında pembe sevmem ama şimdilik idareten bunu seçtim.

Tamam bu kadar eşya yeter. 🙂

Banyosunun da zemini ahşap kaplı olsun, ıslak tahta kokusuna bayılıyorum. 🙂

Ortasında böyle çalışma alanı olan mutfaklara ne deniliyordu? Amerikan tipi mutfak mı ondan da istiyorum. Her türlü mutfak alet edevatı da olmalı içinde. 🙂

ooo ne çok şey istiyormuşum. Aferin bana. 🙂 Aslında böyle çatı katı dairesi değil de bir yamaçta, uçurum+deniz kıyısında bir ev olsa daha güzel olur da o da fazla hayal gibime geldi. 🙂 Bu postta benden bu kadarmış. 🙂 İyi günler efenim…

Reklamlar