Hakkında Ne Düşündüğüm İsminde Saklı

birnamormanindapiknikyapankiz tarafından

Epeydir Come Rain Come Shine’ı izlemeyi düşünüyordum. Dün gece başladım ancak uykuma yenik düştüm, bu nedenle filmi bitirmek bugüne nasip oldu. Sıcağı sıcağına anlatıyorum…

Bir sanat filminde aranan tüm sıkıcılığa sahipti Come Rain Come Shine. İçerisinde uzun sessizlikler olan konuşmalar mı dersiniz, bir yere uzun uzun boş boş bakmalar mı dersiniz, odaların kuru kuru görüntüleri mi dersiniz her şey mevcuttu. Almanya’dan da elleri boş döndüler, yazık oldu. 🙂

Filmi I Love You, I Don’t Love You ismiyle de bulmak mümkün ve hakikaten film için bu karasızlık çizgisindeyim…

Ayy spoiler girmeyeyim vırt zırt demeyecek, kafa göz dalacağım spoilera. Zaten filmde çok bir olay yoktu. Bu nedenle bir şey anlatınca her şey ortaya dökülmüş olacak. İşte geliyooor;

– Filmin başında arabada geçen bir sahne vardı ki hakikaten tam sanat filmi şeysiydi. On dakika boyunca arabada gittiler de gittiler. Arada tek tük kelimeler, cümleler vardı. Sanat filmi unsurları, sıkıcı vs diye dalga geçiyorum ama sanat filmi diye bir filmin sıkıcı olması gerekmiyor. Durağanlık sıkıcılığı getirmek zorunda değil aslında ama bu filmde bunun sıkıntısı vardı.

-Bir kedi çiziği sahnesi vardı ki saçma sapan bir şeydi. Bu kadar büyütülecek ne var? Kedi adamın elini çizdi. Eee ne olmuş? Acıtsa da öldürmez. Bak ben ölmedim. Haydi tamam çok sığ pencereden bakıyorum diyelim. O zaman aslında bu olay kadın için bu evliliğin, eşinin hayatında ne kadar çok yer tuttuğunun göstergesi ve bunun sonucunda kadın için ayrılmanın ne kadar zor olduğunu farketmesi olabilir. Aslında filmin son cümleleri de bu durumu destekliyor.

Buradan çiftimize daha doğrusu kadına bir çift lafım olacak. Canım, güzelim sen saf mısın? Aslında başka bir şey derdim de şu postu bozmak istemiyorum. Bak gül gibi adamı bulmuşsun, ne diye aldatıyorsun? Bana kalırsa sorun ilişkinizde değil. Gel şöyle bir yanıma, dertleşelim. Bana buralarda Güzin abla derler. Güzin abla da ne mi? Orasını karıştırma, gel sen iki çift laf edelim.

Olur da kahvenin tadını tam tutturan, çok güzel makarna yapan bir Hyun BIN görürseniz bana haber verin. Bana kahve yapsın da içelim. Bugünlerde iyi kahve yapan birilerini bulmak gerçekten çok zor. 🙂

Aslında yazmayı düşündüğüm en azından bir kaç paragraf daha vardı film hakkında, sanatsal çıkarımlar falan yapacaktım ^__^ Ancak kahve deyince hepsi uçtu, gitti. Her ne kadar sıkıcı film desem de ne yalan söyleyeyim bir şekilde hoşuma gitti film. Mazoşist bir yanım mevcut herhalde.

Film boyunca adam ya da kadından birinin bir şey söylemesini, ayrılık fikrinden vazgeçmelerini bekledim ama ikisi de hissettiklerini içlerinde tuttular. En azından bana öyle geldi. ^^ Bazen biz de böyle yapmıyor muyuz? Söylemek daha iyi olabilecekken susuyoruz… Gidip kahve içeyim en iyisi…

Reklamlar