FIGHT FOR THE ROCK BABY!

birnamormanindapiknikyapankiz tarafından

pirateradio_poster

Evet çok berbat bir başlıkla yine karşınızdayım. 🙂 Kenarından, köşesinden bulaşmış olsa bile eğer bir filmin konusunda müzik varsa o film benim için bambaşka bir şey oluyor. Şu anda bahsi geçen filmin ismi de “The Boat That Rocked”.

boat-that-rocked

Film 1960’lar İngiltere’sinde korsan radyo yayını yapan bir gemide geçiyor (çoğunlukla).

Her ne kadar 60’lar İngiltere’den rock müziğin efsanelerinin çıktığı yıllar olsa da BBC’nin müzik yayını hükümet kontrolünde olduğu için rock ve pop müziğin günlük 40 dk bile yayınlanmayışı korsan radyoların var olmasına ve popülerleşmesine neden olmuş ve hükümet bu radyoları kapatmak üzere kolları sıvamıştır.

Carl uyuşturucu kullanırken yakalandığı için annesi tarafından vaftiz babasının (Quentin/radyo kanalının sahibi) yanına gönderilir ve tabi ki de burası Radio Rock gemisidir. The Count (Philip Seymour Hoffman), Dave (Nick Frost),  Angus (Rhys Darby), romantik Simon (Chris O’Dowd) Midnight Mark” (Tom Wisdom) Thick Kevin (Tom Brooke), News John (Will Adamsdale);radyo asistanı Harold (Ike Hamilton); Bob (Ralph Brown) ve Felicity (Katherine Parkinson) tayfanın diğer üyeleridir. Lakapların isimlerle uymunu görebilmek açısından kalın kafalı olduğu için  Thick lakabını alan Kevin’ın sahnesinden alıntı yapacağım.

(T.K. : Thick Kevin; C:Carl)

T.K.: Bu iyi bir adam, çok iyi bir adam. Çok arkadaşı var. Saçı da uzun.

C: Jimmy Hendrix mi?

T.K.: Hayır, çok daha yaşlı. Ayakkabısı yok.

C: İyi adam, uzun saçlı, ayakkabısı yok, anladım. Bence olsa olsa…

T.K.: Elbise giyiyor.

C: Elbise mi? Sakın bana İsa deme.

T.K.: Evet! İsa! İşte bu kadar.

C: Neden bana Tanrı’nın oğlu demedin? 🙂

2

1 Boat. 8DJs. No Morals. ( 1 gemi 8 dj 0 ahlak) Sanırım bakış açısını gayet net özetliyor. 🙂 Gayet hoş bir filmdi. Bu filmi baştan sona yazmayı düşündüm, sürekli yazmayı erteledim (eylülden beri) Ancak şu anda da yazamıyorum. Sanırım bir kaç alıntı yapıp soundtracklerden paylaşıp yazıyı tamamlayacağım.

-Hükümet olmak demek bir şeyden hoşlanmadığın zaman yeni bir yasayla onu yasadışı ilan etmek demektir.

-Onlar kokuşmuş, pis sorumsuz bir ticari anlayışı ve düşük ahlakı temsil ediyor.

Neyse benden bu kadar. Şu şarkıyla da son vereyim:

Reklamlar