Şu Sıralar 2

birnamormanindapiknikyapankiz tarafından

Şimdiye dek blogu çok aktif kullanan biri olmadım lakin şu sıralar blogu iyice boşlamışım gibi hissediyorum. Doğrusu bu bahane. Aslına bakarsanız burayı özledim, hoş beş etmeye geldim. İşsiz güçsüz ortada dolanan bir insan olarak dizi de izlemiyorum, en azından yeni bir şeyleri. 34879. kez Secret Garden’ı izledim. Hızımı alamadım Full House izliyorum (yeniden). Full House’tan sonra sinirimi bozmak açısından Worlds Within izleyeceğim(yeniden). Aslında Secret Garden’dan sonra izleyecektim Worlds Within’i ancak Hyun Bin Overdose’dan hakkın rahmetine kavuşmamak için Full House izlemeye karar verdim. Bi Rain’in sevimliliği ile diziyi keyif alarak izlerken Song Hye Kyo katili olmaya kendimi hazırlıyorum. Worlds Within’i de bittiğinde psikopat olacağım. Eeheheh. Şaka. Hafif hafif kıskançlık hissi gelse de bu ablayı seviyorum ben. Güzel hatun. Hatta yaşlandıkça güzelleşiyor sanki. Kıskançlık, güzellik filan demişken aklıma Miranda Kerr geldi. Bebeğim sen idolümdün benim. Güzellik desen var, kariyer desen var. Fiziğin de çok hoş. Bir de hem kadınsı hem de masum havan var. Bir de doğumdan sonra da mikemmel görünüyor oluşuna ne demeli? Çoluk çocuk sahibi kadınsın buna rağmen taş gibi hatunsun işte. :’) Ama Orlandocuğumu aldatmışsın diye duydum. Magazin haberlerini 582390923 yıl sonra duyduğum gerçeğinin bir örneğini burada görüyoruz. :’) Orlando aldatılır mı kuzum? Adam elf, elf! Neyse artık. Instagramdan aşırdığım şu fotoğrafınla sana veda edip saçmalamalarıma bir sonraki paragrafta yeni bir konu ile devam ediyorum.

mirandaaaa

Dün bebeğim Kyuhyuncuğumun doğum günüydü. Aslında dün bloga bir şeyler yazayım o arada da kendi kendime doğum gününü kutlayayım dedim ama dünyanın en üşengeç insanı olduğum için her zaman olduğu gibi düşüncelerimle sınırlı kaldım. :’) Doğum günün kutlu olsun tatlıııım!! Her şey gönlünce olsun. Başarılarının devamını dilerim. Doğum günü dileklerim ilkokulda tutulan hatıra defterleri kıvamında oldu. :’) Bir de canım umarım seni canlı görürüm tez zamanda. Music Bank’te seni görmüş olmam bu isteğimi azaltmadı bilakis arttırdı cınım. ^^

Doğum günü demişken geçen hafta bir gün doğum günümdü. Doğum günümü kutlayan herkese teşekkür etmaliyim. Öncelikle Gugıl’a bunun ardından da Akbank, Kariyer.net, hepsiburada.com, Kızılay’a teşekkür ederim. Canlarım unutmamışlar beni. Gözünü seveyim teknolojinin. Bakın adamlar otomatik mesaja bağlamışlar. Doğum günlerini hatırlamayan insanlar için ne kadar çok çözüm var. Mesela telefon takvimine hatırlatma koymak gibi. :’) Normalde bu konuyu çok umursamıyorum aslında. Birine değer verdiğini göstermenin ufak tefek yollarından sadece. Ama bu yıl doğumgünüm kendimi berbat ve yalnız hissettiğim bir güne denk gelmişti. Neyse ki gugıl sağolsun kendime geldim. :’)

aaa sevgili gugıl unutmamış beni

Gugılcığım bu doddle ile doğum günümü kutladı. Tabi ben ilk başta anlamadım. :’) Aa acaba doğum günü kutlamayla ilgili özel bir gün mü gibi saçma sapan düşüncelerle tıkladım ki bir baktım ben! :’) Gugıl canım öpücükler ve sevgiler sana 😉

İzlediğim şeyler konusuna geri döneyim. Hatırlarsanız Bel Ami’ye ara vermiştim. Ona devam etmedim. Hala öyle bekliyor. Nedense izleyesim gelmiyor. Hyun Bin krizlerimi atlattığımda (yıllardır atlatamadı) izlerim artık. Bir de You Came From Stars var tabi. Onu izlemek istesem de dizinin final yapmasını bekliyorum. Onu tek seferde izleyeceğim. Eheheh.

Dizilerden animelere geçiş yapacak olursak Kyoukai no Kanata’yı izledim. Onu da izleyeli epey oldu. Burcu’nun yazısını okur okumaz -on dakika içerisinde- izlemeye başladım. Çok tatlı bir animeydi ve ben deli gibi ağladım. Aşırı sulu göz bir insan olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum. Geçenlerde televizyonda Hülya Koçyiğit’in bir filmi vardı çok alakasız saçma sapan bir sahnede bile ağladım. :’) Normalde ağlama alışkanlığı olmayıp film izlerken ağlamanın suyunu çıkartan insanlardan olduğumu bilmeme karşın artık bu durumu abartmışım gibi hissediyorum. :/ Kyoukai no Kanata için söyleyeceğim tek şey izleyin, izlettirin demek olur. Şu sıralar Japonca sevgim tavan yapmış durumda. Ancak Japonca öğrenme düşüncemi üşengeçliğimi hatırlayınca bir kenara ittim. :’)

Bir arkadaşımın Otomatik Portakal’ı sevmediğini söylemiş olması bu konuda neden hiç yazmadığımı sorgulamama neden oldu. Neden en sevdiğim film ve en sevdiğim yönetmen hakkında tek kelime etmedim ki ben? Buraya not düşeyim tez zamanda o yazı yazılacak. Tabi ben üşengeç bir insan olduğum için o yazı yaza doğru gelir haberiniz olsun. :’) Tee yazın yazmayı düşündüğüm şeyler var ki onları da önümüzdeki günlerde/haftalarda/aylarda yazarım sanırım. :’)

Bugün üşengeçliğime rağmen enerji dolu sayılırım. Bloga gelmemden belli oluyor sanırım. :’) Bu enerjimi sabah uyanır uyanmaz aldığım bir doz Hee Chul’a borçluyum. Eheheh. Instagram’de Sam isimli bir köpecikle video paylaşmış. Hee Chul aklıma geldikçe bile gülme geliyor. Seviyorum ben onu. Gerizekalıııı deyip mıncırasım geliyor. Ben sevgimi döverek gösterenlerdenim ehehehe. Bu arada ben kedimi özledim. :’) Ailemin yanına tez zamanda gidip o kediyi mıncırmalıyım. :’) Neyse benden şimdilik bu kadar. Aklıma başka bir şey gelirse yine gelir muhabbetimi ederim. Kendinize iyi bakın. 🙂

Reklamlar